Maya Duran, İstanbul Universitesi'nde görevlibir halkla ilişkiler uzmanı.
Universitenin resmi konuğu olarak ilgilendiği bir Alman profesörle beraber hayatı değişiyor. Alman profesör Max Wagner'ın Nazi Almanya'sında Yahudi eşinden zorunlu ayrılığı ve yaşadıkları Maya Duran'ı da içine alıyor. Olaylar zinciri Almanya, Amerika'ya uzanıyor, Maya Duran'ın ve oğlunun hayatı değişiyor, ama daha iyiye, bu adam sayesinde...
Serenad, Zülfü Livaneli'nin sürükleyici ve keyif veren bir romanı.
Monday, 30 July 2012
Sunday, 24 June 2012
Barış Bıçakçı - Herkes Herkesle Dostmuş Gibi
Roman.
Birbirinin içine geçmiş - bağlantılı onlarca hikayeden oluşan bir roman.
Başlarken " bir dakika, bu kimdi, olay nasıl buraya ilerledi .. " gibi bir ufak bocalamadan sonra bu tekniğe alışıyorsunuz. Bir konudan hoop diğerine geçiyorsunuz, bağlantı noktası bir kişi: bu kişi bir öykünün yan karakteri iken hooop ana karakter oluveriyor.
Tek seferde bitirmek istedim.
Güzeldi.
Birbirinin içine geçmiş - bağlantılı onlarca hikayeden oluşan bir roman.
Başlarken " bir dakika, bu kimdi, olay nasıl buraya ilerledi .. " gibi bir ufak bocalamadan sonra bu tekniğe alışıyorsunuz. Bir konudan hoop diğerine geçiyorsunuz, bağlantı noktası bir kişi: bu kişi bir öykünün yan karakteri iken hooop ana karakter oluveriyor.
Tek seferde bitirmek istedim.
Güzeldi.
Sunday, 20 May 2012
Amy Chua - Kaplan Anne'nin Zafer Marşı
İlginç bir anı kitabı, özellikle çocuk yetiştirenlere, ebeveynlere...
Ama benim gibi " part-time yeğen bakımı " üstlenenlere de ilginç gelecektir.
Çünkü baş kahramanımız olan anne, insan görünümlü bir " kaplan ". Çinli ancak Amerika'da yaşayan bir annenin iki kızını yetiştirme serüveni, bu serüvendeki acımasızlığı, katılığı, azmi, çalışkanlığı, inadı ve belki özellikle biz Türklere göre abartması... Bu inanması güç acımasızlık ve ısrar müzik konusunda. Bir kızının piyano diğerinin keman eğitimi sürecini "bu kadar da olmaz" yorumları ile okuyorsunuz. Bir yandan da aslında bu yönlendirmenin Çin kültüründen geldiği konusunda da ek bilgilerle besleniyorsunuz. Sorumluluk, esas kültür ve genlerde yani ;)
Anne olan sevgili iş arkadaşlarımın serviste, kahvaltıda ellerinden bırakamadıkları bu kitabı siz de zevk ile okuyacaksınız. Uygulanabilir mi ? Evladına kıyamayan Türk annelerine bakınca bize biraz uzak gibi, bakalım siz ne diyeceksiniz ? ...
Ama benim gibi " part-time yeğen bakımı " üstlenenlere de ilginç gelecektir.
Çünkü baş kahramanımız olan anne, insan görünümlü bir " kaplan ". Çinli ancak Amerika'da yaşayan bir annenin iki kızını yetiştirme serüveni, bu serüvendeki acımasızlığı, katılığı, azmi, çalışkanlığı, inadı ve belki özellikle biz Türklere göre abartması... Bu inanması güç acımasızlık ve ısrar müzik konusunda. Bir kızının piyano diğerinin keman eğitimi sürecini "bu kadar da olmaz" yorumları ile okuyorsunuz. Bir yandan da aslında bu yönlendirmenin Çin kültüründen geldiği konusunda da ek bilgilerle besleniyorsunuz. Sorumluluk, esas kültür ve genlerde yani ;)
Anne olan sevgili iş arkadaşlarımın serviste, kahvaltıda ellerinden bırakamadıkları bu kitabı siz de zevk ile okuyacaksınız. Uygulanabilir mi ? Evladına kıyamayan Türk annelerine bakınca bize biraz uzak gibi, bakalım siz ne diyeceksiniz ? ...
Friday, 18 May 2012
Alfonso Signorini - Marilyn : Aşk… Ölene Dek
"Ünlü gazeteci Alfonso Signorini’nin kaleminden İtalya’da çok satanlar listesinde uzun süre bir numara kalan yepyeni bir biyografik roman"
2011'de bir Marilyn furyasıdır aldı başını gitti : Biyografik romanlar, Marilyn Monroe filmleri... Bu da biyografik romanlardan bir tanesi, biyografik romanlara - otobiyografilere bayıldığımı söylemiş miydim ?
Marilyn, tüm güzelliği ve ihtişamının yanısıra öyle zor bir hayata doğmuş ki, akıl hastalığı olan bir anne, parasızlık, yetiştirme yurtları, erken zoraki evlilikler... Ama hayat bu, ona güzel yüzünü de göstermiş, doğru insanlarla tanışmış ve bence de benzeri olmayan havası ve seksapelitesiyle büyük ün kazanmış...
Bu kitaptan sonra sıra Marilyn Monroe filmlerinden tekrar izlemeye geliyor... ;)
İnci Aral - Şarkını Söylediğin Zaman
" Bu roman, Deniz ile Cihan'ın hüzünlü şarkısını anlatıyor " diyor arka kapak.
12 Eylül döneminden günümüze uzanan bir hikaye.
Üniversite.
Önce tek taraflı bir aşk.
Kavuşmama.
Siyasi olaylar, hapis günleri.
Bir bebek.
Ölüm.
Çok umulmadık ve ilginç bir ortak noktaları olan iki insan.
Tesadüfler.
Aşk.
İnci Aral'ın klasik çizgilerinden uzaklaşmadığı bir roman. Zevkle okuduğumu söyleyebilirim ama iz bırakan bir roman demek güç. Ben, okumanın edebiyatın en önemli özelliğinin insanların iyi zaman geçirmesini sağlamak, kişiyi mevcut dünyasından kopararak onu farklı bir kimliğe ve hayata taşımak, farklı bir kimlikle tanıştırmak olduğuna inanırım. Bundan sebep, bu romanın da okunmasını önerebilirim.
Not : "Sen Şarkını Söylediğin Zaman" klasik bir Türk Müziği eseriymiş, okurken bir de bu şarkıyı bir kez dinleyin derim..
12 Eylül döneminden günümüze uzanan bir hikaye.
Üniversite.
Önce tek taraflı bir aşk.
Kavuşmama.
Siyasi olaylar, hapis günleri.
Bir bebek.
Ölüm.
Çok umulmadık ve ilginç bir ortak noktaları olan iki insan.
Tesadüfler.
Aşk.
İnci Aral'ın klasik çizgilerinden uzaklaşmadığı bir roman. Zevkle okuduğumu söyleyebilirim ama iz bırakan bir roman demek güç. Ben, okumanın edebiyatın en önemli özelliğinin insanların iyi zaman geçirmesini sağlamak, kişiyi mevcut dünyasından kopararak onu farklı bir kimliğe ve hayata taşımak, farklı bir kimlikle tanıştırmak olduğuna inanırım. Bundan sebep, bu romanın da okunmasını önerebilirim.
Not : "Sen Şarkını Söylediğin Zaman" klasik bir Türk Müziği eseriymiş, okurken bir de bu şarkıyı bir kez dinleyin derim..
Sunday, 1 April 2012
Julian Barnes - The Sense of an Ending
Yine sevdim. Julian Barnes Türkçe'ye pek çok kitabı çevrilmiş bir İngiliz yazar. Daha önce " Benimle Tanışmadan Önce, Aşk Vesaire, 10 1/2 Bölümde Dünya Tarihi" romanlarını okumuştum.
"The Sense of an Ending" de sürükleyici bir arkadaşlık, arkadaşlık arası aşk hikayesi anlatılıyor. Lise çağındaki 4 yakın arkadaşın ve aralarındaki bir genç kızın 40 yıla yayılan hikayesi. Hikaye 2-3 senede bitmiş gibi, herkes kendi yoluna gitmiş gibi gözükse de işin gerçeği, gizler sonradan ortaya çıkıyor. Hiç bitmese dedirten kitaplardan. Çok çok çarpıcı bir sonu var.
Bu yazarın son kitabı ama Julian Barnes okumak keyif verdi, şimdi sıra eski okumadığım kitaplarında..
"The Sense of an Ending" de sürükleyici bir arkadaşlık, arkadaşlık arası aşk hikayesi anlatılıyor. Lise çağındaki 4 yakın arkadaşın ve aralarındaki bir genç kızın 40 yıla yayılan hikayesi. Hikaye 2-3 senede bitmiş gibi, herkes kendi yoluna gitmiş gibi gözükse de işin gerçeği, gizler sonradan ortaya çıkıyor. Hiç bitmese dedirten kitaplardan. Çok çok çarpıcı bir sonu var.
Bu yazarın son kitabı ama Julian Barnes okumak keyif verdi, şimdi sıra eski okumadığım kitaplarında..
Sunday, 18 March 2012
Ayşe Kulin - Gizli Anların Yolcusu
Ayşe Kulin, son yılların en çok okunan Türk yazarlarından bir tanesi. Ben de bir biyografik roman tutkunu olarak, Kulin'in ilk romanlarını ( " Adı Aylin, Füreya, Şakir Paşa Ailesi " gibi ) hızlıca ve zevkle tüketenlerdendim. Kulin ile ilişkimiz yoğunluğu azalsa da devam ediyor, otobiyografisini zevkle okudum ve sıra son kitabına geldi. Kulin kitaplarını genel olarak rahat okunası, dinlendirici bulurum, işten-güçten uzaklaşmak, çok da kendinizi yormadan farklı bir dünyaya girmek için ideal, bir dizi tadında diyelim...
Gizli Anların Yolcusu, bir ilişki ve seçim romanı. Evlat kaybı yaşamış bir aile dramı, üzüntüler, kopmalar ile başlıyor. Herşey yoluna girerken, baş kahramanımız eşcinsel olduğunu keşfediyor, bu keşif sonrası aldatmalar, sarpa saran bir evlilik ve ölüm... Kitabı genel olarak beğendim ama takıldığım tek bir nokta var, o da ana kahramanın cinsel seçimindeki değişikliği siyah'tan beyaza geçiş gibi anlık bir olay olarak göstermesi. Bir insanın hayatını çok derinden sarsabilecek bu değişimin bu kadar hızlı, net ve pürüzsüz gösterilmesi bana gerçekten uzak ve bir parça hızlıca geçilmiş hissi verdi, roman burada biraz daha kişinin iç dünyasına, gel-gitlerine inebilirdi, detaylanabilirdi. Konu - ülkemiz için özellikle - hassas bir konu olduğından belki de böyle tercih edildi. Neyse, bugüne dek bu konu etrafında yazılmış en sert ve belki de gerçekçi roman benim için Perihan Mağden'in "Ali ile Ramazan"ıdır. Tavsiye edilir...
Gizli Anların Yolcusu, bir ilişki ve seçim romanı. Evlat kaybı yaşamış bir aile dramı, üzüntüler, kopmalar ile başlıyor. Herşey yoluna girerken, baş kahramanımız eşcinsel olduğunu keşfediyor, bu keşif sonrası aldatmalar, sarpa saran bir evlilik ve ölüm... Kitabı genel olarak beğendim ama takıldığım tek bir nokta var, o da ana kahramanın cinsel seçimindeki değişikliği siyah'tan beyaza geçiş gibi anlık bir olay olarak göstermesi. Bir insanın hayatını çok derinden sarsabilecek bu değişimin bu kadar hızlı, net ve pürüzsüz gösterilmesi bana gerçekten uzak ve bir parça hızlıca geçilmiş hissi verdi, roman burada biraz daha kişinin iç dünyasına, gel-gitlerine inebilirdi, detaylanabilirdi. Konu - ülkemiz için özellikle - hassas bir konu olduğından belki de böyle tercih edildi. Neyse, bugüne dek bu konu etrafında yazılmış en sert ve belki de gerçekçi roman benim için Perihan Mağden'in "Ali ile Ramazan"ıdır. Tavsiye edilir...
Subscribe to:
Posts (Atom)
.jpg)
